Amiga (İspanyolca=Kız Arkadaş)


Haftalardır Türkiye'deki bilgisayar kullanıcılarına Amiga hakkında bilgiler veriyoruz. PC! dergisinin Radikal gazetesinin eki olduğu zamanlarda yazmış olduğum 5 sayfalık bir yazı, Amiga hakkında Türkiye'de senelerden beri yazılmış ilk yazı olmuştu. Sinan ile birlikte, bu yazıyı izleyen birçok yazı yazdık ve Amiga'nın Türkiye'de hakettiği yere gelmesine yardırmcı olmaya çalıştık. Bizim yazılarımızdan ve AMIGART grubu olarak çıkarttığımız Amiga Haber disket dergisinde verdiğimiz bilgilerden faydalanan birçok Amiga kullanıcısı, Amiga ile yapabilecekleri daha çok şey olduğunun farkına vardılar. Bilgisayarlarına hızlandırıcı kartlar ve bellek taktılar. Belki de daha önce hiç haberleri bile olmayan kullanıcılar, Amiga'larına yüksek depolama kapasiteli sabit diskler ve CD-ROM cihazları bağladılar. Büyük bir çoğunluk, standart modemleri Amiga'sına tanıtarak, Internet erişimine sahip oldu. Belki de ilk elektronik postalarını heyecanla bizlere attılar. Şimdilerde ise, Amiga'larını daha fazla genişleme olanağı sağlayacak tower kasalara koymaya çalışıyorlar.

Sonra o kasalara belki birer grafik kartı, belki birer ses kartı takacaklar. MagicWB, NewIcons gibi programlar ile masaüstü görünümlerini değiştirdiler, daha zevkle çalışmaya başladılar. Bunların yanı sıra, MAC ve PC kullanıcıları gibi diğer bilgisayarların kullanıcıları da, Amiga hakkında bilmedikleri şeyler olduğunu öğrendiler, Amiga'ya farklı gözle bakmaya başladılar.

Peki Amiga kullanıcılarının piyasada çok daha az zahmetle ve daha ucuza bulabilecekleri PC sistemleri varken bu kadar uğraş neden? Öyle ya, 1000 dolardan bile ucuza alabileceğiniz bir PC sisteminde, bizlerin senelerdir Amiga'larımızı ulaştırmaya çalıştığı şekil ve kullanım kolaylığı varken, üstelik Amiga grafik ve ses kartları ateş pahası iken PC ile birlikte bunlar da gayet ucuza birlikte geliyorsa, bu ısrar neden?

Bunu tek bir sözcükle ifade etmek istiyorum, başaramıyorum. Belki "tutku", belki de "aşk". Çok yoğun bir sevgi. Amiga, başına gelen tüm talihsizliklere ve felaketlere rağmen, hâlâ sadık kullanıcıları tarafından çok seviliyor. Amiga kullanıcılarının kalpleri, beyinlerinin önünde geliyor. Bilgisayarlarını, birkaç mouse tıklaması ile emrettikleri komutları gerçekleştiren bir asker olarak değil de, senelerdir inişli çıkışlı bir beraberlikten sonra hâlâ çok sevdikleri, ayrılamayacakları bir sevgili olarak görüyorlar; her zaman "birlikte çalıştıkları" bir masa üstü sevgilisi. Aslında tam masa üstü sevgilisi de değil, bazen kolunuzun altına sıkıştırıp arkadaşınıza götürdüğünüz, bazen sinirlenip yatağınızın altına fırlattığınız bir sevgili. Herşeye rağmen size sadık, öyle kalacak, eminsiniz. Belki sizin elinizdeki kısıtlı donanımıyla, saniyede bilmem kaç kare hızda MPEG oynatamıyor ama, güzel bir grafik kartı ile bunu yapabileceğini, sizi gene mutlu edeceğinizi biliyorsunuz. Arkadaşınızdaki diğer markalı bir bilgisayar, çok ucuza çok fazlasını yapıyor, size dünyanın bir ucundaki insanla görüntülü telefon imkanı sağlayabiliyor ama maalesef gözünüze giremiyor. Filmlerdeki gibi, kızın çok parası vardır, babası fabrikatördür, evler arabalar içinde yüzer ama, gururlu fakir genci, ne yapsa ne etse elde edemez. Şarkıdaki gibi, "maalesef ruhu yok". Çünkü siz fakir sevgilinizin de size bir gün o zengin kızın verdiklerini verebileceğini bilirsiniz. Jay Miner, çok sevdiği köpeği ve Amiga 1000 ile birlikte görülüyor...

Amiga sevgisi çok farklı bir şey gerçekten. Türkiye'de bir Galatasaray, bir Fenerbahçe, bir Beşiktaş sevgisi ne ise Amiga sevgisi de öyle bir şey. Arabesk ama "yenilsen de, yensen de taraftarın senle" sloganı duruma çok uygun. Yıl 1985, Amiga 1000 piyasaya çıkacak. Amiga'nın babası Jay Miner ve diğer rüya takım, Amiga 1000 modelinin prototipini uçakla bir fuara götürüyorlar, şov yapmak için. Ne yapıyorlar dersiniz? "Çocuklarını" o kadar seviyorlar ki, kendilerinin yanında birer koltuk da ona tutuyorlar. Hem de kasası için ayrı, klavyesi için ayrı, monitörü için ayrı. Mesafe İngiltere-Amerika.

Jay Miner ve ekibi Amiga 1000'i tasarlarken günler geceler boyu uyumuyorlar. Jay Miner'a da çok sevdiği köpeği eşlik ediyor. Bir gün boyunca Jay Miner'ın çalışma masasının altında yatıyor, sahibini gözetiyor. Sonra bir fikir geliyor: Amiga 1000'in iç kapağına onu tasarlayanların imzaları atılıyor. Hem de lehim havyaları ile, beyaz plastiğin üzerine, tek tek. Bir tane de köpek patisi izi var kapakta, Jay Miner'in köpeği. Üretilmiş tüm Amiga 1000'lerin iç kapağında bu imzaları ve izi görebilirsiniz. Şimdi ne Jay Miner hayatta ne de köpeği. Elinize herhangi bir Amiga modelini alın. Kapağını özenle açın, içine bakın. Anakartın üzerini inceleyin. Grafik çipi Agnus'a, ses çipi Paula'ya, Gary'ye, Alice'e, Lisa'ya, Agnes'e bakın. Motorola'nın 68000 serisinin işlemcisini bulun. ROM çiplerinin yerini keşfedin. Çiplerin üzerindeki Commodore logosuna bakın, duygulanın. Kartın dizaynının özenine, esprisine dikkat edin. Revizyon tarihine bakın. O tarihte elinizdeki kartın ne mükemmel bir keşif olduğunu bir kez daha aklınızdan geçirin. Elinizdeki bir Amiga 500 anakartı 1980'li yılların ikinci yansında, Amiga 1200 ise 1990'lı yılların ilk yansında, tahminen 1992'de üretilmiştir. Sonra kendinize sorun, cevabını bulamazsanız çevrenize sorun: "Tanrım, 1980'lerde üretilmiş, bırakın 1980'leri, 1992'de üretilmiş hangi PC hâlâ kullanılıyor?" Amiga'yı yapanların hiçbir zaman kullanıcılardan teknolojiyi esirgemediklerine şahit olun. Bugünkü mantıkla hareket etselerdi eğer, Amiga'nızın 3 ayda bir, bir parçasını değiştirirdiniz.

Amiga öyle ilginç bir bilgisayar ki, zamanla her kullanıcısını bir bilgisayar teknisyeni haline getiriyor. Ekleyeceğiniz ya da değiştireceğiniz her parça, size Amiga'nızın bir çipini, bir soketini daha öğretiyor. Pinlerine varana kadar. Bir bakıyorsunuz, kendi çapınızda teknik servis hizmeti vermeye başlamışsınız. Açıkçası bir çok sorunla karşılaşabiliyorsunuz ama hepsinin de üstesinden geliyorsunuz.

Peki gelecek Amiga'ya ne vaat ediyor? Biliyorsunuz artık Amiga International GmbH şirketinin arkasında sağlam bir destek var: Gateway 2000. Amiga International'ın ilk basın açıklamalarında birkaç nokta göze çarpıyor. Birincisi Amiga Clone'ları yani Amiga teknolojisi ve çipsetleri ile üretilecek bilgisayarlar için lisans verilmesi... Yani isteyen herkes izin alarak Amiga üretebilecek, Micronik bunu yapmaya başladı bile. Hemen A1300T, A1400T, A1500T adlı kasa içersinde Zorro kartlı Amiga 1200'leri piyasaya sürdü. İkincisi, endüstri standardında bilgisayar parçalarını yeni Amiga'larda kullanma, yani herhangi bir ses ya da grafik kartını Amiga'larda kullanabilme, yani inanılmaz bir fiyat düşüşü, fiyat cazibesi ve rekabet. Üçüncüsü yeni yüzyıl için yepyeni teknolojiler ile donatılmış Amiga'lar üretmek. PowerPC teknolojisi ve onu destekleyen daha da güçlü yeni bir işletim sistemi. Amiga dinamizminden, enerjisinden, mizahi yapısından, kısacası "ruhundan" hiçbir şey kaybetmeden kendisini yeni yüzyıla taşıyor. Bu sefer "emaneti" kullanıcılarının omzundan şirketler alıyor, onlara yepyeni bir soluk veriyor. Reenkarnasyona inanır mısınız? Ben inanırım. Hiç inancımı kaybetmedim.

Güvenç Kaplan