Ankara'dan herkese merhaba,
Vintage computing ve özellikle vintage PC'lere duymuş olduğum ilgi sebebiyle "acaba Türkiye'de de bu konu üzerinde bir blog, forum v.s. var mıdır?" arayışlarım sonucu kendimi bu sitede buldum. Açıkçası forumun ana teması başta commodore cihazları olmak üzere konsollar olsa da eski bilgisayarların da az çok yer alabileceğini düşündüğüm için foruma kaydoldum.
Yurtdışında vogons.org ve vintage-computing.com gibi siteleri bu amaçla takip etmekteyim ancak bir noktadan sonra insan kendi ülkesinde de benzer içeriğe sahip sitelerin olmasını arzuluyor. Daha önceleri (özellikle üniversite yıllarım, boş zamanın daha çok olduğu seneler

, kısacası çalışma hayatına girene kadar) hardwaremania ve darkhardware forumlarında da bulundum, ancak o yıllarda genelde güncel donanımlarla daha çok ilgileniyor ve onlar hakkında bilgi paylaşımı yapıyorduk. Tabi sonrasında boş zaman kısıtı ve hobi fazlalığı ikilisi birleşince forumlara ayrılan zaman da giderek azaldı ve bir süre sonra ne yazık ki sadece okuyucu konumuna kadar düştüm

Commodore.gen.tr ile fırsat bulduğum sürece tekrar okuyucu konumundan paylaşan konumuna geçmeyi ümit ediyorum
Şimdi de konsol ve bilgisayar dünyam üzerine kısa! bir hikaye;1991 yılında içinde oyunları olan klon bir Atari-2600 (o zamanki ifadesiyle "Karakutu") ile başlayan konsol ve oyun dünyası serüvenim, daha sonra 1995 yılında alınan yine bir klon NES ile devam etmiş ve 1999 yılında ailemize ilk giren PC ve sonrasında gelen güncelleme ve toplanan yeni PC'ler ile bugüne kadar geldi. Bu süreçte ne yazık ki herhangi bir commodore konsol sahibi olamadım. Açıkçası sahip olduğum konsollar da alındıkları yıllar düşünülünce oldukça geç ve neredeyse döneminin bittiği zamanlara denk geliyorlar aslında. Ama iyi kötü yine bir yerlerden dalmışız

97 yılına kadar evde yalnızca bir adet televizyon olunca o televizyonun izlenmediği fırsatları kollayıp televizyona "atari bağlanıp oyun oynanacak" zamanları iple çeker, özellikle sabah erken ve gün içerisinde ailemizin evde olmadığı zamanları kollardık kardeşimle birlikte. Eğer evde annem varken süreyi biraz uzatırsak hemen şehir efsanesi olan o meşhur "fazla atari oynayınca televizyon bozuluyormuş" tacizleri kulağımıza gelmeye başlardı :)Eve ikinci televizyon gelip 86 üretimi (meşhur 8 kanallı kumandasız Beko-Hitachi) ilk renkli televizyonumuzun pabucu dama atılınca biz de epey rahatlamıştık bu anlamda.
Kartuşlara da çok fazla para yatıramazdık, bu sebeple genelde değişim yoluna gidilirdi

NES sürecinde sahip olduğumuz 3 adet kartuşu değiştire değiştire yeni oyunlar tanıma fırsatımız olmuştu. Değişimleri ,belki Ankara'da yaşayanlar hatırlarlar, Kızılay'da Megatek diye bir yer vardı oradan yapardık.
Ve bu yıllardaki en büyük kabusumuz, joypad'ler (o zamanki deyimiyle atari kolları

) Malum, cihazlar klon olunca yanında gelen kumandalar da genelde en adisi oluyor ve oyunun en heyecanlı yerinde gelen bir "çat" sesiyle hakkın rahmetine kavuşuyordu

Atari2600 zamanında birkaç joystick değiştirmiş, ancak mecburen ucuza alınan kumandaların da kısa süre sonra aynı duruma geldiğini görünce bu işi şöyle çözmüştüm. Joystick'in içini açıp kolu iptal ettikten sonra içindeki kumanda yaylarının üzerine buton amaçlı olarak kullanmak üzere kare şeklinde kesilmiş karton yapıştırma (yaylara doğrudan basınca parmaklar acıyordu bir süre sonra) ve üzerine de bu şablona uygun yine karton bir kapak ve karşınızda joystick'ten joypad'e dönüşmüş bir atari2600 kumadası

Kartonlar yırtılır, yenisi yapıştırılır... Yaylar kırılır, tenekeden şerit kesilip vidalanır... ve böyle geçen bir süreç. NES' te durum nasıldı derseniz, hiç farkı yoktu. Onun da joypad'lerin yön kumandaları sürekli kırılır ve devredışı kalırdı. Buna gelen çözüm ise 92 yılından beri ilk lehim havyamı almak amacıyla içinde ve hayranı olduğum periyodik "Konya Sokak" gezileri sırasında 2. katta sola döndükten sonra koridorun hemen karşısında yer alan ve şu an adını hatırlayamadığım bir dükkanın vitrininde görmüş olduğum "Atari salonu buton ve joystickleri" üzerine şimşek hızıyla kafamda canlanmıştı! Evet, benim kırılan joypad'lerin devreleri sağlamdı ve bugünkü adıyla "joypad hack" yaparak bunları bağlayabilir ve ömürlük kumandaya sahip olmanın yanı sıra oyunları atari salonu havasında oynayabilirdim! Hemen girdim dükkana, fiyatları sordum. kumanda başına 1 joystick+5 buton ihtiyacım vardı, yani 2 joystick ve 10 buton. Butonların fiyatları iyiydi ancak iş joystick fiyatını sorduğumda bütçemi aşmıştı (ki benim bütçe genellikle ailemin okulda birşeyler yiyip içmem için vermiş olduğu, ancak benim neredeyse istisnasız olarak elektronik ve bu tarz hobi işlerine kullanmış olduğum paradan oluşmaktaydı) Ayrıca butonlara takılması gereken microswitchler de pek ucuz sayılmazdı. Sonrasında biraz düşündükten sonra kafamda alternatif ve oldukça "çakma" bir çözüm belirdi, joystick yerine de 4 adet buton koyacaktım! evet, nasıl olsa joypad'de de yön kumandalarına basmıyor muyduk: Zaten ortada bir kol yoktu

Hemen 18 tane buton aldım, ayrıca görece pahalı olan microswitchler yerine onun yarı ebatında ve oldukça adi malzemeden üretilmiş sudan ucuz microswitchlerden de 18 tane aldım, nasıl olsa amaç buton pimini bir şekilde switche bastırmak değil miydi, kese yapıştıra bir şekilde yapardım dedim ve malzemeleri alıp eve koyuldum

Butonları klon NES'imin atmamış olduğum karton kutusunun üzerine yerleştirdim ve joypad hack ile sistemi kurdum, ancak normal olarak butonlar bir süre sonra kartonu yırtarak içeri göçmeye başlamışlardı, buna bir çözüm olarak 3 mm kalınlığında eski bir dolaptan artık kalmış olan kontrplak malzemeden kutunun ebatına göre kesip zar zor buton deliklerini açtım (o zaman nerdeeee dekupaj testere, matkap, dremel v.s. hiçbirşey yok pense, tornavida ve kardeşimin iş eğitimi dersinden kalma bir kıl testere dışında

) Sonra dedim madem atari salonu havası verdik, şu start ve select tuşlarını da jetonlu yapalım. O zamanlar elimde de 30-40 tane küçük PTT jetonu var (neden ve nasıl ele geçirdiğimi sormayın

) Kartondan bir jeton kanalı, tam jeton boyutunda jeton girişleri ve kanalın sonunda sağlı sollu yer alan iki bakır sac plaka (jeton geçerken bu ikisine değiyor ve start/select komutlarını gönderiyor. Select tuşu genelde 2 player için kullanıldığı için 2 kişi oynayacaksan 2 jeton atma durumu (önce select ve ardından start yuvalarına) mantıklı oluyor, ancak bazı oyunlarda oyunu başlatabilmek için 3-4 defa starta basmak gerekiyordu (atıyorum bir yarış oyunuysa pist seçimi, sonra başka birşeyin seçimi ve her biri sonrası start'a basma gereksinimi)bu gibi durumlarda 3-4 jeton sallamak gerekiyordu haliyle

Ayrıca pause ve pause'dan dönmek için de start'a basmak gerekiyordu yine gelsin jetonlar

Bir noktadan sonra bu iş bayınca anahtarlı bir kumandayla devreye alınıp devreden çıkarılabilen bir start-select tuşu da eklemiştim. Arkadaşlar ve kuzenler tarafından özellikle oyunun hırslı anlarında oldukça hunharca kullanılan ve her türlü ayılığa

maruz kalan kumandalarıma NES'imin kalan yaşam döngüsü boyunca herhangi birşey olmadı. Karton kutulu alt kısmı zaman içerisinde sökülüp atılmış olsa da kontrplakta kalan üst kısım ve butonlar halen duruyor

Bu süreçte kuzenimin sahip olduğu Sega Master System ve Mega drive ile, ve bir arkadaşımın Commodore-64'ü ile uzaktan da olsa iyi kötü bir tanışmışlığım oldu. Özellikle meşhur datasette ve kafa ayarı ile (aslında bu kafa ayarı bana yabancı değildi, yine bir başka hobim olan vintage audio ve bunun bir üyesi olan tape/cassette recorder cihazlarında sıklıkla yaptığım bir işlemdi) bu sayede tanışmıştım

NES kumanda örneğinde de anlattığım üzere atari salonları her zaman ilgimi çekmiş olsa da ailemin "para tuzağı", "kötü ortam" v.b. şeklindeki sübliminal etkileri ve biraz da o yıllardaki hafif antisosyal yapım nedeniyle çok fazla içine giremediğim ve bir iki jeton alıp kısa süreli takılıp ve istisnasız her seferinde yenildiğim mekanlar olarak kaldılar. Çoğu zaman kuzenlerle falan birlikte olduğumuzda giderdik, yalnız hiç gittiğimi hatırlamıyorum bile

ancak oyunları ve kabinleri her zaman içimde kaldı. Bilgisayar emülasyon ile oyunlarla kolay yoldan tanışma fırsatını yakaladık ancak kabinde oynama tadını hiçbir zaman vermedi. Joystick yok, jeton yok, yüksek çözünürlü ekranlarda görüntü vasat

Ve sonrasında, vintage PC'ler üzerine olan arayışlarım nedeniyle kayıt olmuş olduğum bu forumda dolaşırken Arcade bölümünde neler var acaba diyerekten girmemle hedefler bir anda değişiverdi

Özellikle Yavuz bey'in en ince detayına kadar anlatmış olduğu muhteşem arcade kabin üretimi ile ilgili paylaşımları ve kendimin de yine hobi olarak elektronik cihaz tamiriyle ilgileniyor olmamdan ötürü ilgi duyduğum diğer bir kısım olan arızalı arcade kartları tamir aşamaları, olaya sistematik yaklaşımı ve anlatımı beni resmen cezbetti

Sonrasında bir müddet düşündüm ve dedim ben de bir kabin yapayım

Nasıl olsa elektronik, mekanik ve marangozluğa ilişkin elde hemen her türlü takım ve cihaz zaten var, bize de gerekli parçaları alıp montaj kalıyor...Önümüzdeki günlerde bu konu ile ilgili paylaşımlarımı da fırsat buldukça paylaşacağım. Tabiki eski PC'ler de şimdilik arka plana düşmüş gibi görünse de halen yerindeler, merak etmeyin

Sanırım tanışma konusu için belki de gereksiz derecede uzun bir yazı oldu... Umarım okurken sıkılmamışsınızdır. Ayrıca yazıyı tekrar okumaya da üşendim

olası yazım ve anlatım hatalarım varsa affola...