Bu benim başımdan geçen bir olay değil, ama en yakın dostlarımdan birinin başından geçtiği için sizinle paylaşmak istedim.
90'ların ortaları... Bilirsiniz o dönemin en popüler oyunlarından biri Famicom'daki
Captain Tsubasa 2: The Super Striker'dı. Çocukluğu benim gibi o dönemde geçen arkadaşlar da iyi bilirler, çakma famiclone'larda bu oyunun ya Japoncası ya da daha şanssızsanız Arapça versiyonu olurdu, hani şu ana menüsünde
ADNAN yazan, Santana'nın adının
Basaffar Est olduğu versiyonu
(Arapça versiyonu da rom translation'ın ilk örneklerinden olsa gerek). Keza o zamanlar emülatör'dür, hack'tir, rom yaması falan da hak getire. İşte arkadaşım Özgür de oyunun Arapça versiyonunu bitirmeye çalışıyor, maçları geçtikçe de Arapça password'leri kağıda yazarak not alıyormuş. Bütün şifrelerinin bulunduğu kağıdı da aman kaybolmasın diye evdeki saatli maarif takviminin arkasına saklamış.
İşte ne olduysa bu şifre kâğıdını annesi bulduktan sonra oluyor. Temizlik yaparken takvimin arkasında üzerinde Arapça yazılar olan bir kağıt bulan annesi
BUNU EVE BÜYÜ YAPILMIŞ SANIP tam anlamıyla kendini kaybediyor ve
"Koşuuuunnnnn, eve büyü yapmışlarrrr!!!!" diye haykırıp yere yığılıyor. Çığlıkları duyan bütün apartman koşuyor eve, kadının yüzüne su çarpıyorlar falan. Teyzeler meclisi de üzerinde Tsubasa şifreleri olan kâğıdı elden ele inceleyip eve büyü yapıldığı konusunda hemfikir oluyor. Mahalle tam anlamıyla bu haber ile çalkalanıyor, Özgür’lerin evine çok kudretli bir büyü yapılmış. Olayı uzaktan izleyen ve vardığı boyutu görüp korkan garibim Özgür ise korkudan sessizce bir köşeye sinmiş durumda.
Bu olayın üstüne derhal eve nefesi kuvvetli bir hoca çağırılıyor. Eve gelen hoca da Arjantin maçının şifresini inceleyip
"Sizin eve cin büyüsü yapılmış, artık bu evden size hayır gelmez" diye teşhisi koyuyor. Özgür'ün ailesi bu haber karşısında gözyaşlarına boğuluyor ve çaresiz evi satıp başka bir eve geçme kararı alıyorlar. İş artık evi satıp, semt değiştirme boyutuna gelince de Özgür daha fazla dayanamıyor ve "Ne büyüsü ya? Benin Tsubasa şifrelerim onlar!" diye yerinden fırlıyor. Tabi bu açıklamanın ardından da üzerinden 20 sene geçmesine rağmen unutamayacağı kadar lezzetli, terlikle sonlandırılmış muazzam bir dayak yiyor.
Sizi bilmem ama bana bu ilk kez anlattığında abartmıyorum, ben ağlamıştım gülmekten.

