Herkese merhaba,
Yaptığım hobiyi detayı ile bilen arkadaşlarım var, ancak bilmeyenler ve/veya yeni arkadaşlar için yazmak istiyorum. Okuyacağınız yazıyı uzun bulup “ Neymiş bu ?” diyecekler için retro kutuları tekrar canlandırmaya çalışıyorum. Evet o benim, Emrah. Aranıza katılmak, değerli tecrübeler kazanmak ve güzel insanlar tanımak istiyorum. Bu sebep ile biraz uzun bir yazı ile başlayacağım. Ve forum ile tanışmama vesile olan güzel insanlara (Gökhan Sönmez ve Eşref Kayın)'a teşekkürlerimi sunuyorum. Kendileri ile saatlerce konuştuk.
Instagram linki; (tüm güncellemeleri insta'dan takip edebilirsiniz.)
• https://www.instagram.com/reprobox/
• https://reprobox.wixsite.com/reproboxÖncelikle retro bilgisayar ile ne yazık ki pek tanışıklığım yok ancak merakım çok. İlk retro cihazım (konsolum) Nintendo NES olmuştu. Babamdan kalma, çocukluğumun başlangıç evreleri 0-6 yaş arası Almanya'da geçti, oyun dükkanlarıkonsol dükkanlarına gidip alışveriş yaptığımızı Super Nintendo'yu aldığımızı dün gibi hatırlarım. Dün gibi derken 1989 doğumluyum. Retro ile tanışmam bu şekilde başlıyor.
Retro aşkım nedendir bilmiyorum, lise, üniversite de artmaya başladı. Evde kişisel olarak kullandığım bilgisayar güncel oyunları en yüksek ayarda oynamaya yetse de ben hep Game Boy'umda renksiz ve arka ışığı olmayan oyunlar daha heyecan verici geliyordu. Teknoloji inanılmazdı. Bu süreç bu şekilde devam etti. 7 yıldır savunma sanayinde makine mühendisi olarak çalışıyorum ve ne yazık ki başımızda olan bu pandemi sürecinde 3 ay gibi bir süre boyunca evden çalıştık ve devam ediyoruz. Malüm kalabalıktan kaçabilmek için.
Hobi olarak başlamam tam da bu süreç içerisinde başlıyor. Kutusuz konsollarım, kutusuz oyunlarım ve aksesuarlarım için internet üzerinden kutu bakmaya, hatta kutulu ürün almaya başladım. Ancak fiyatların yüksek olduğunu, temiz kutulu ürünlerin bulunmasının zorluğu, bulsanız bile %90 sizden önce biri rezerve etmiş oluyor. Bende zaman buldukça "niye kendi kutularımı yapmayayım" düşüncesi kafamda oluşmaya başladı ve repro dünyasına girmiş bulundum. Araştırma yaptıkça okudukça gördükçe heyecanım arttı ve bu hobinin kişisel tatmin konusunda gerçekten zevk vereceğini zaman içerisinde tatmaya başladım.
Daha öncesinde hiç Photoshop ve/veya Illustrator tecrübem yok. İnternetten izleyerek kurcalayarak öğrendim, ve şuan ki kaliteye ulaşabildim. (tabi maddi durumum el verdiği şekilde) Şuan çizimlerin tamamını Adobe Illustrator'de vektörel olarak oluşturuyorum ki baskı durumunda herhangi bir kayıp yaşanmasın. Orijinal ölçülerde, mümkün mertebede aynı açılış şablonuna uygun, görseller logolar birebir aynı olacak şekilde kutuları tekrar yaratmaya çalışıyorum. Elimden geldiğince aynı görseller, aynı font boyutları, aynı font büyüklükleri, aynı logolar vs. tamamını tekrar düzenliyorum. Kutu üzerinden yazıların tamamını (vektörel olarak) tekrar yazıyorum ki baskı sürecinde kalite kaybı yaşanmasın. Bazı görseller (vektörel olarak) sıfırdan tarafımca çiziliyor, bulabildiğim materyelleri ise düzenleyip kutu üzerine yerleştiriyorum. Logolar (Google ve vektörel olarak) yerleştiriliyor. Bu bahsettiğim süreç, sıfırdan tamamlanıncaya kadar bir kutu için 1 haftayı geçebiliyor. (Sıfırdan bilgisayar ortamında hazırlamak)
Bu noktada akıla şu soru kesinlikle takılacaktır, ki benimde hep aklıma gelen bir soru. Kutular orjinalden nasıl ayırt edilecek ? Bazı kötü insanlar kutuları alıp, orjinalmiş gibi bilmeyen birine satmaya çalışabilir. Bu durumu ortadan kaldırabilmek için yaptığım tüm kutular üzerinde mutlaka ve mutlaka iki adet büyük boy QR kod (bilgilerimi içeren) altında da "reproduction box" yazısı bulunuyor. Kutuyu alacak kişi "QR olmasın daha orjinal olur, olmaz mı ?" diye sonra bir kaç kişiye nazikçe geri çevirip, kendilerine kutu yapmaktan vazgeçtim.Çizim tamam, bir sonraki aşama baskı aşaması. Hazırladığım çizimleri baskı atölyesine gidip çıktıları alıyorum, bu noktada merak edenler olacaktır. Baskıları kâğıt üzerine değil yapışkan folyo üzerine alıyorum. Reklam sektöründe kullanılan folyolardan. Su geçirmez, güneşte solmaz ayrıca folyo olduğundan yırtılmaya karşı dirençli oluyor.
Kutuların açık hali folyo üzerine basıldıktan sonra, bir sonraki aşama uygun kalınlıkta kraft kartonu üzerine folyoyu giydirmek. İşin yorucu kısmı burası. Kartonu, cetvel, makas ve maket bıçağı kullanarak uygun yerlerden kesmek. Ev yapımı kutu, evde parke üzerine uzanıp kesme matı üzerinde kendim kesiyorum. Bel ağrısı, parmakların kasılması, kan, ter ve gözyaşı sonrasında kutunun şablonu kesilmiş oluyor. Daha sonra katlama yerleri işaretlenip katlaması yapılıyor, ve bitti...
Soranlar oldu "Yeriniz nerde ?", "Kaç kişisiniz ?", "Atölyeniz nerde ?" hepsini kendim, evde bilgisayarımda çizip ve oturma odasında üretiyorum. Kız arkadaşım, bu adam gece 1'de neden karton kesiyor diye sorduğunu bile duydum. Hobi, böyle birşey. Tanımadığım, yeni tanıştığım kişiler için saatlerce uğraşıp, ortak mutluluklar için kutu yapıyorum.
Lütfen yazmaktan, soru sormaktan çekinmeyin.