Neden eski kaynaklara/yayınlara/cihazlara ulaşılamıyorun nedenini bizzat gözlemledim.
90'larda TV'lerde Amiga kullanımı gayet endüstri standardı bir işti. Hatta 2002 yılında içinde bulunduğum bir canlı yayın arabası bile basit CG(KJ)(character generator) işleri için Amiga kullanılırdı.
2000'lerin başında çalıştığım medya grubunun hurda deposunda; vaktinde kullanılan ve çürümeye terkedilen Amiga'ları heyecanla izledim. Aynı depoda sandığa benzer yapılar içerisinde ucu bucağı olmayan eski yayın bantları vardı. O zamanlar uzak gelecek için bir şey saklamak gibi bir kültür kimsede yoktu. Aynı depodaki yayın kasetlerinin, Amigaların, eski yayın cihazlarının ihaleyle topluca satıldığına da şahit oldum.
Hugo için de durum farklı değildir. Yayın bantları muhtemelen çöpe gittiği için bulunması imkansız olabilir.
Fakat ITE3000 sistemi muhtemelen Tolga Bey'in şirketinin malı olabilir. Çünkü kanal değiştiğinde, sistem de Tolga Bey ile birlikte kanal kanal gezdi. Hugo'nun Türkçe seslendirmelerine ulaşmanın tek yolu Tolga Bey'in bu sistemi hurdaya çıkarmamış olmasıdır.
Amiga için diskette satılan sürümler ile TV versiyonu arasında ciddi farklar vardı. Sadece seslendirme de değil, her level sonrası puan hesap tablosu gibi şeyler disket versiyonda yer almıyor.
Hatta disket versiyonu öyle bir kurgulamışlar ki, harddisk üzerinden çalıştırmak bile mümkün değildi. (Oyunun binary/hunk içeriklerinde yayıncının konu ile ilgili mesajları bile vardı - Bi dönem bu konuyu takıntı haline getirip içinde boğulmuştum.)
Özetle Hugo konusunda eğer bir "miras koruma" işine girilecekse, bunun tek çözümü Tolga Bey'in kullandığı sistem eğer hala yaşıyorsa, ancak ondan elde edilebilir.
Orjinal TV sürümü haricinde yayıncı firmanın çeşitli platformlar için çıkardığı versiyonlar Hugo deneyimi yaşatır ama 90'lardaki TV deneyimi tamamen başka bir şeydi.
Diğer dillerdeki ITE3000'ler için bir arşiv kurtarma işi yapıldı mı bilmiyorum. Benim pes ettiğim zamandan sonra birileri yapmıştır mutlaka.
Oğuzhan hocam siz de yanıldınız.
Televizyondaki bilgisayarın başında yayın yönetmeninin oğlu oturuyor ve telefondan gelen tona göre sağ/zol/zıplama gibi tuşlara basıyordu. Gecikme bu arkadaşın zaman zaman tonu karıştırmasından ve karar verememesinden oluyordu. Hatırlayın, biz izlerken ekrandan telefon tuşlarına üst üste basıldığına dair ses gelirdi, özellikle bu sesin geldiği anlarda bilgisayarın başındaki arkadaşın zamanında tuşa basamadığını anlardık.
Kesin bilgi yayalım.
Bu kısım bana gerçeklikten uzak (sallamasyon gibi) geldi. Zira sistem bir bütün halinde çalışıyordu ve DTMF/Joystick dönüşümü öyle uzay teknolojisi falan değildi. Hugo'nun sonrasında Dinozorus'da da bu teknoloji kullanıldı.
Hatta aynı dönem TV'de çeşitli oyun oynatma programları da yayınlanırdı. Super Mario World (SNES) bile telefonla oynanabiliyordu.
Bkz :
https://www.commodore.gen.tr/forum/index.php?topic=9271.0Bugünkü yayın gecikmeleri ile o zamanki yayın gecikmeleri aynı sebepten değildi. Günümüzde yayınlar olası tehlikelere erken müdehale için bilinçli olarak gecikmeli verilir.
Geçmişteki gecikmeler ise tamamen teknik kaynaklıydı. Fakat Hugo oyunu tasarımı gereği zaten ani reflekslere dayanmıyordu, hareketler için komut beklentileri bu gecikmelere göre hesaplanmıştı. Bir refleks/aksiyon oyunu değildi yani.