Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

  Gelişmiş Arama
insanın içinde varsa, commodore.gen.tr açığa çıkarır bunu.. bir nevi retro olaylarının dolunayıyız.(Arda)
Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Bıkkınlık hissi  (Okunma Sayısı 18344 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
AmigaEsref
Genel Yönetici
*****
Mesaj Sayısı: 5.614


love is where you find it.


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #60 : Nisan 19, 2025, 00:19:00 ÖÖ »

@Voltron,

Aynen katılıyorum.

Sıkılacak bir çok başlık açılabilir, ancak RETRO bu başlıklarda sıralamaya dahi girmez. Zaten sıkıntıları, bıkkınlıkları atmak için RETRO ile uğraşmıyormuyuz.
Valla ben onlardan biriyim. Bana terapi gibi geldi. Bir çok sıkıntıyı aşmama yardımcı oldu.
Logged

AMIGA 500 | GOTEK | 1 MB RAM | 1.3 ROM | Pi Zero HDMI
AMIGA 1200 | 8GB CF | 3.2 ROM | TF1230 Turbo Kart | HDMI-520
COMMODORE 64 | IRQHack64 | KissCart64 | 64K CUPCAKE-CART | Pi 1541 | 1084 S
'Cause I'm CRT., I'm retro | CRT, and I'll win the fight | CRT, I'm a power load | CRT, watch me shine
CommodoreFan ®
Uzman
*****
Mesaj Sayısı: 813



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #61 : Mayıs 12, 2025, 10:27:03 ÖÖ »

Uzun süredir düşündüğüm ve beni biraz bıkkınlığa sürüklemiş konu ile ilgili bir podcast. Bu başlığa gelenlerin ilgisini çeker diye düşünüyorum;

https://content.production.cdn.art19.com/validation=1747121038,3f07a22d-3150-578b-b87e-cd495065908d,VBOiiYHw4efSLysTRLvVmJCUPTE/episodes/e0e69ebf-98b8-416a-91e1-28a20c5a51ca/b73cc6abe1f4ba927c5ae0fd55fd9bab4da455631a6ae22801de4a105faa85c7ce8af952ba1c42e4ce0bb84d43572149a1c20145ecb0428cd1b1df96bec0b7a0/HAYR_61_kurgu_1.mp3

Serdar Kuzuloğlu sitesinden;
https://www.mserdark.com/podcastler/
Logged

Bir garip COMMODORE fanatiği...
Theoden (CYON4D)
Deneyimli
*****
Mesaj Sayısı: 1.866



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #62 : Mayıs 12, 2025, 10:36:14 ÖÖ »

Uzun süredir düşündüğüm ve beni biraz bıkkınlığa sürüklemiş konu ile ilgili bir podcast. Bu başlığa gelenlerin ilgisini çeker diye düşünüyorum;

Güzel podcast.
Eskiden Serdar Kuzuloğlu'nu dinlerdim. Şimdi sesini tekrar duyunca bayadır dinlemediğimi fark ettim.
Eşyalar onlara değer verenler olduğu sürece değerli oluyor. Aynı alana ilgi duymayan bir başkası için çöpten farksız oluyorlar.
Paylaşım için teşekkürler.
« Son Düzenleme: Mayıs 12, 2025, 10:39:13 ÖÖ Gönderen: Theoden (CYON4D) » Logged

LW3D
Yönetici
*****
Mesaj Sayısı: 11.417


Günü Kurtaran Avam Hiooargggh :)


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #63 : Mayıs 12, 2025, 19:25:08 ÖS »

İlk kısım can sıkıcı. Edinmek, bulmak için emek ettiğimiz, yeri geldiğinde birbirimizi ezdiğimiz cihazlar, bir zaman sonra yakınlarımız tarafından çöpe atılacak :/ ne yazık ki.

o nedenle geç olmadan IBM 5170, NeXT Cube ya da Kaypro II'nizi, HP9825'de olur bana hediye edin Takasta olur

- Bu konuyu her zaman düşünüyorum. Yanlış bir düşünce var. Aslında maddeye, cihaza ulaşmak değil, o sırada elde edilen tecrübe, heycan, merak o hikayeyi anlamlı kılıyor. Yoksa o cihaz değil. Her cihazımın farklı hikayesi, anısı var. Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımla şehir dışına gittik. Güzel zaman geçirdik, heycan yaşadık. Güzel bir anımız oldu. Cihazlar ? Çok önemli bile değildi. Zaten elimizde olan şeylerdi. Bugün yaşadığımız anı, güzel an bizim için daha değerli oldu...O misal. Bir gün yakınlarım haraç mezat elden çıkarırsa, onların kaybıdır. Ben kazandığımı kazandım... Güzel dostlar, anılar, zaman geçirdim...
« Son Düzenleme: Mayıs 12, 2025, 19:27:40 ÖS Gönderen: LW3D » Logged

fort_apocalypse
Uzman
*****
Mesaj Sayısı: 4.030



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #64 : Mayıs 12, 2025, 22:23:16 ÖS »

Hurda olarak geri dönüşüme gideceğine, bir özel üniversitenin, blgisayar veya elektronik bölümüne miras bırakılabilir, belki gençlerin eğitimine katkısı olur.
Logged

CommodoreFan ®
Uzman
*****
Mesaj Sayısı: 813



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #65 : Mayıs 13, 2025, 11:56:08 ÖÖ »

Uzun yıllardır beni cezbeden şeyin ne olduğu konusunu düşünüyorum. Net cevabı henüz bulamadım. Kaç ev değiştirdim, hatta sonunda şehir bile değiştirdim ve her gittiğim yere sandıklarca donanımı taşıyıp durdum. Ve bundan cidden sıkıldım. Gelgelelim içimde bir taraf yanlış yapmaktan da korkuyor çünkü şaka maka 30 yılın emeği var. Yarın öbür gün pişmanlık duysam geri dönemeyeceğimi bilmek tedirgin ediyor. Peki konu nedir yani?

* OYUN OYNAMAK MI?
Kesinlikle hayır. Çünkü aynı oyunu laptop pc'de vice ile de oynayabiliyorum, winuae ile de oynayabiliyorum ama tat vermiyor. 

* ORJİNAL DONANIMDAN OYUN OYNAMAK MI?
Bu kısım biraz çokomelli çünkü orjinal donanım (veya benzer birşey) beni gerçekten mutlu ediyor. Yani c64 teybine kafa ayarı yapıp oyunun yüklenmesini beklemekten keyif alıyorum ama neden amiga cihazımda gotek var peki? Eskisi gibi çatır çutur disket değiştirmek neden gereksiz geliyor? Neden c64 teybime ve cpc 464'e "audio in" modu yaptım ve neden cep telefonundan veya mp3çalar'dan oyun yüklüyorum peki? Demek orjinal medyadan oyun yüklemek gibi bir takıntım yok.

* TÜM OLAY O CİHAZLARIN ELİMDE OLMASI MI?
Eğer öyleyse neden elimde çeşit çeşit c64 var? Bir takım alıp masama koyabilir ve istediğim kadar izleyebilirdim, bu da beni mutlu ederdi ama diğerleri neden saklanıyor peki? Yani olay yalnızca görsellik de değil demek ki. Farklı bir bakış açısı getireyim; çocukluğumda commodore 64'ü olan bir yan komşum vardı. Yıllar önce karşılaştığımızda ona bu cihazları topladığımı söyledim ama yıllarını geçirdiği c64'ün akibetini hatırlayamadı. Kuzenine mi vermişti, annesi bunun karşılığında mandal mı almıştı yoksa bit pazarına mı satmıştı veya kömürlükte mi kalmıştı bir türlü hatırlayamadı. O zaman uyandım ki bizim değer yüklediğimiz eşyalar, çoğu insan için hayatlarının bir dönemine eşlik eden objelerden fazlası değil. Mesela yakın zamana kadar çocukluğumda kullandığım walkman duruyordu, kaç sene saklamayı başarmışım demek ki. Çünkü atmaya kıyamadım. Ona baktıkça soğuk bir odada yorgan altında kaçak kaçak dinleyip keyif aldığım geceleri, montumun cebinde yeni türkü'nün yeşilmişik albümü çalarken kadıköy sahilinde şarap çektiğim günleri hatırlıyordum. Sanki cihazı saklamazsam o zamanları da çöpe atacakmışım gibi geliyordu. Peki bu aletler hatıra depoları mı, gerçekten böyle bir özellikleri mi var? Retro hobisinin altında bu gereksiz romantizm mi yatıyor cidden? 

* BU CİHAZLAR HATIRA DEPOLARI İSE, PEKİ NEDEN BAŞKALARINA AİT OLANLARI DA TOPLADIK?
Bu bir çeşit "mazlumun yanında olmak, işleri bitince kenara köşeye atılan değerlere sahip çıkmak" mevzusu mu? Sahipleri tarafından hevesle alınıp sonra sokağa atılan köpeklere barınak yapmak gibi birşey mi bu? Tanımadığımız çocukların zamanında geçirdiği güzel günleri (belki de kötü günleri, bilemeyiz) içinde barındıran bu kutuları elimizde tutmak için sebebimiz ne?

* KENDİMCE BULDUĞUM ANA FİKİRLER:
1) Retro cihazlar ile vakit geçirmek benim için keyifli ama karşımda kanlı canlı duruyor olmaları olmazsa olmaz bir detay. O yüzden vice, winuae falan keyif vermiyor.

2) Orjinal medyadan oyun yüklemek çok önemli değil, oyun yüklensin yeter. Hatta orjinal medya toplayacak olsam bir o kadar daha yere ihtiyacım var ve çok gereksiz. Demek sd karttan yükleme yapan icatlar, cep telefonları veya herhangi bir kaynaktan yükleme yapmak bana uyuyor, yeter ki oyunu orjinal donanıma benzer birşey açsın.

3) Bu cihazların bağlandığı görüntü kaynağı belki de en kritik detay. Günlük yaşamımızda tüplü tv'ye bakmıyoruz çünkü hayatımızdan çıkıp gideli yıllar oldu, onların yerini düz ve ince ekranlar aldı. Ama hatıralarımızdaki, daha doğrusu ilk gözümüzü açtığımızda karşılaştığımız (en azından çoğumuzun) görsel kutu, şekil itibarıyla ahşap veya plastik bir kasaya monte edilmiş bombeli cam idi. Demek bunların üstüne bir de tüplü tv eklenmesi şart.

ÖZET: Masamda hangi retro ile muhatap olmak istiyorsam onun kozmetik olarak temiz bir örneği olacak, kanlı canlı göreceğim. Yalnız önemli bir detay var, oyun veya program benden herhangi bir tuşa basmamı istediğinde aktif olarak o tuşu da kullanıyor olmam lazım. Demek klavye, joystick vs de çalışacak, demek sadece dummy olan bir kasadan bahsetmiyoruz.

Cihaz, üretildiği dönemdeki görüntü teknolojisine yani tüplü tv'ye bağlı olacak. Görüntüyü lcd panelden falan almayacağım.

Sd2iec, Gotek gibi yeni teknolojiyle eski donanımlara hayat veren icatlar kabulüm hatta ilk tercihimdir. Orjinal medya yani disket, kaset vb ile işim yok.

SONUÇ: Tüm bunlar gözönüne alındığında şu an retro işine heveslenmiş olsam, yıllar boyu elli bin parça toplayıp çalışanını çalışmayanını ayırıp saklamak, tamir etmek yerine temiz bir amiga 500 veya C64 kasası alırım ve karşıma koyarım. İçinde tüplü tv'den görüntü almak için gerekli dönüştürücüler de takılmış şekilde raspberry, mini pc, batocera tarzı bir sistem olabilir ama orjinal klavyeyi de kullanmamı sağlayacak keyrah gibi bir donanım bulunmalı. Bu sistemi tüplü tv'ye takıp, usb competition pro veya dönüştürücü ile python joystick aldım mı tamamdır, arka planda veya içeride nelerin döndüğü, hangi işlemcinin ne yaptığı beni bağlamaz. Alışkın olduğum görüntüye, oyuna ve oyun koluna ulaşmışım gerisi hikayedir. Benim için bunun en büyük ispatı, evimdeki arcade kabini. İçinde 32 bit bir laptop barındıran mame 32 sistemi ama açtığımda görüntü tüplü tv'den geliyor, oyuna başlamak için gerçek jeton atıyorum, oyun değiştirmek için ayrı bir butona basıyorum vs. E bu durumda kim bunun orjinal bir arcade kabini olmadığını söyleyebilir? Eksiği nedir?

Mesela bir ara eski bir mac monitörünün içine lcd ekran koymaya çalışan bir arkadaş vardı, pleksi kullanarak tüplü tv camı görüntüsü vermişti. Aradım ama maalesef başlığı bulamadım, bu proje taa o zaman bile aklımda bunlar olduğu için beni çok heyecanlandırmıştı. Sonu hüsran oldu diye hatırlıyorum, gerçekçi bir görüntü elde edilememişti ama belki fresnel lensler ile veya başka bir yolla geliştirilebilir. İşte bıkkınlık ve retro konusunda benim düşüncelerim böyle arkadaşlar...
Logged

Bir garip COMMODORE fanatiği...
LW3D
Yönetici
*****
Mesaj Sayısı: 11.417


Günü Kurtaran Avam Hiooargggh :)


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #66 : Mayıs 14, 2025, 23:52:37 ÖS »

Çok güzel ve uzun bir mesaj yazmışsın @commodoreFan. Teşekkürler. Zevkle okuduk.

Muhakkak herkesin eski bilgisayar ya da sistemlerden beklentisi ve aldığı zevk farklı. Kendi adıma eski sistemleri beni çeken oyun oynama kısmı olmadı. Hatta düşününce sanki çok oyun oynamadım gibime geliyor. Buna rağmen eski oyunların grafikleri, sesleri heycanlanmama sebep oluyor. Dandik Atari2600'ün bildik sesleri bile heycan veriyor. Oyna desen oynamam (river raid dışında) ama şu seslere bir bakar mısınız? Gözlerinizi kapatsanız da, bu Atari 2600 diyorsunuz ve oyunları seslerinden tanıyabiliyorsunuz.


Kısacası, kafayı yemiş durumdayız Virüsü kapmışız bir şekilde. O anıları bize yeniden yaşatan, virüsü aktif hale getirecek, görsel, işitsel her türlü girdi heycanlanmamıza mutlu olmamızı sağlıyor. Bu nedenle cihazın çıkardığı ses kadar, çalışmasa bile görselinin zihnimizde oluşturduğu etki, bizi bu sistemlere çekiyor.

Koleksiyona ya da eski sistemlere ilk döndüğüm zaman, "benim neden C64'ün yok?" diye sormuş ve internette resimlerine baktığımda kutusunu görünce duygulanmış dalga geçmeyin ama gözlerim dolmuştu. Çocukluğumun en güzel en heycan verici dönemlerini C64 ile yaşamıştım. Diğer arkadaşları bilmem ama 80lerde C64 almak benim için çok zordu. Bulabildiğim bilgilerden tablolar oluşturuyor her cihazın iyi yönlerini ortaya çıkarıyordum. Amstrad, Sinclair, Atari800XL, SVI'lar hep aklıma kazınmış. C64 bulunca, bir Amstrad'ım olsa fena mı olur? dur bir de Atari 800XL derken... Olay abardı Biraz ipin ucu kaldı. Şimdi ne cihazlara ayıracak zamanım ne de saklayacak, hatta kuracak imkanım yok :/ Ama süreç içerisinde farkında olmadan başka bir hastalığa yakalandım. Yeni yeni cihazlar tanımak ve o cihazları edinmek üzerine... Atıyorum PC Engine oyun konsollarıyla hiç alakam yoktu. Ama tanıdıkça sevmeye, sevdikçe edinmeye başladım. x68000'i çok sonraları duydum. Şimdi yeni cihazlar tanıyor, onlara ulaşmak için çabalıyorum. Sürecin kendisi artık bir oyun, av-avcı serüvenine döndü gibi.

Bindik bir alamete gidiyoz kıyamete misali... Hem eskileri anıyor heycanlanıyor hem de yeni şeyler öğrenip, avlamaya çalışıyoruz. Sonuç ne olur bilmem. hedeflere ulaşınca belki yeni belki de çok alakasız bir başka hedef belirleyeceğiz. Plak koleksiyonu fena olmaz gibi



Logged

freedom
Uzman
*****
Mesaj Sayısı: 1.738


Retro allowed me to be free.


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #67 : Mayıs 15, 2025, 01:34:50 ÖÖ »

Yazılanlara baktığımda gördüğüm şey, herkesin heyacanlarının taptaze olduğu, kısacası bıkkınlık diye birşey yok. Her seferinde yeniden heyecanlandığımız bir hobiden, hiç oynamadan, sadece zevk alabiliyorsak halen. Ben ce herşey son sürat devam ediyor demektir. Yazılanlardan böyle anlıyorum.

En azından ben de bu durumdayım. Benimde oynadığım söylenemez. Hatta bir çoğunuzun CGTR toplantılarında isimlerini ezbere bildiğiniz o testlerde bile ben çok az isim hatırlarım. Ancak ev de c64 veya A800XL de bir oyunu ekrana getirip, sesini duymak ve ekranının hareketlerini görmek, uzaktan izlemenin hazzı herşeye değer.

Bıkkınlık filan yok yani, hatıralardan bıkılır mı hiç... ❤️
Logged

Theoden (CYON4D)
Deneyimli
*****
Mesaj Sayısı: 1.866



Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #68 : Haziran 18, 2025, 13:49:00 ÖS »

Konuyu tekrar hortlatayım.

Çocukken yaşadığımız heyecan ve mutluluğu bize yaşatacak birşey yetişkinlikte artık yok gibi. Yeni bir oyun almak kadar basit ve ulaşılabilir bir şeyden bu kadar heyecan ve mutluluk duymayı özlüyoruz. Yeni bir oyunu beklerken, sonunda oyunu alıp eve giderken ve oyunu ilk kez oynarken yaşadığımız heyecan ve mutluluğu yetişkinlikte yaşamıyoruz.

Oyun dışında birşey de olabilir bu. Çocuklar ufak şeyler için aşırı mutlu ve heyecanlı olabiliyor ancak yetişkinler için bu seviyede heyecan ve mutluluklar giderek nadirleşiyor ve seyreliyor. Yetişkinlikte bu duyguların yerini uzun sürelere yayılan bir huzur hissi alıyor.

Gerçekte özlediğimiz şey aslında o eski kafa yapısı. Belki çocukken her gün yaşadığımız heyecanı yetişkin olarak toplamda bir sene içinde bile yaşamıyoruz. Bu yüzden yetişkin olunca aynı şeyleri tekrar yapsak da aynı tadı alamıyoruz çünkü zihinlerimiz artık eskisi gibi yüksek seviye mutluluk ve heyecan üretmiyor.

Kısacası çocukken çok sık ve kolayca yaşadığımız aşırı yüksek mutluluk ve heyecan seviyelerini özlüyoruz.

Bir yetişkini sevinçten zıplayıp koşturtacak kadar heyecanlandırıp mutlu edecek ne kadar şey vardır? Yuva kurmak? Çok zengin olmak? Hayalindeki evi arabayı almak?
Logged

sgi
Üye
****
Mesaj Sayısı: 344



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #69 : Haziran 18, 2025, 14:54:53 ÖS »

Aslında Türkiye'de bu alanda güzel bir müze eksiği var. Bende bu kadar imkan ve kaynak olsa o şekilde değerlendirirdim. Bir de tüketmenin ve biriktirmenin sonu yok, sürekli tüketip biriktirmek yerine basit de olsa bir şeyler üretmek çok daha tatminkar bir deneyim.
Logged
hayat bir oyundur
Üye
***
Mesaj Sayısı: 76



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #70 : Haziran 18, 2025, 15:26:49 ÖS »

önce doğarsın dünyayı merak eder keşfedersin elde edemediklerini elde etmek için çabalayıp durursun elde edersin doyarsın en son elde ettiklerinden bıkarsın her şey anlamını yitirir ve bu dünyadan gidersin geride bıraktıkların başkalarına av olur sonra aynı şeyi onlar yaşar.


https://m.youtube.com/watch?v=ZhyZVEFvXOA
« Son Düzenleme: Haziran 27, 2025, 23:39:56 ÖS Gönderen: hayat bir oyundur » Logged
ercanersoy
Deneyimli
*****
Mesaj Sayısı: 1.002


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #71 : Haziran 19, 2025, 06:59:52 ÖÖ »

Bence, eski elektronik aygıtlar, eski yazılımlar, eski kitaplar gibi ürünleri saklanması ve kullanılması çok önemlidir.

Aygıt konusunda zamanında çok pahalı olan ürünler günümüzde çok az kişi tarafından değeri biliniyor ve elektronik aygıtlar ve yazılımlar sürekli geliştirilerek piyasaya sürülüyor. Birçok kişi hep yeni yazılımları çalıştırsın diye sistemleri yeniliyor. Bu durum sürekli tüketime neden oluyor ve dünyada kullanılmayan donanımlar, yazılımlar gibi ürünlerin birikmesine neden oluyor. Sürekli çöpe atma durumu da dünyayı kirletiyor.

Bence, eski elektronik aygıtlar, yazılımlar günümüzde de en azından bazı işlerde kullanılabilir. 20-30-40 yıllık sistemleri ayakta tutmak için uygun maliyetli çeşitli çözümler geliştirilebilir.

Bu retro olayı da bununla da ilgili olduğunu düşünüyorum.
Logged
onursapci
Uzman
*****
Mesaj Sayısı: 5.481


80 leri yaşamamış , yaşamamıştır.


Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #72 : Haziran 19, 2025, 12:14:30 ÖS »

Benim düşüncem herkes geçmişini özlüyor, daha güzel olduğunu düşünüyor, bu cihaz da olabilir anılar da olabilir somut ya da soyut olabilir . Geçmişten birşeyler bulmak hoşunuza gidiyorsa commodore en iyisi
Logged

C64 ve A500 gerisi teferruat
HkRecai
Uzman
*****
Mesaj Sayısı: 915



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #73 : Haziran 19, 2025, 12:44:35 ÖS »

Sarf malzeme olayı bitince heyecanca bitti, özlemini duyduğum şeyler

Eve hergün gazete alınırdı herhalde son 25 senedir çok nadir gazete almışımdır

Teyp kaseti almak müzik kasetçide kaset doldurtmak dolaba sıra sıra dizmek,

Commodore 64 ve amiga 500 'te oynamak için kaset ve disket işlemleri

Dergi alıp okunmadık tek bir kelimesi kalmadan okuyup bitirmek, dolaba sıra sıra dizmek, keza yanında gelen cd dvd poster vs.

Oyun cd dvd kavramı kocaman bir dünya idi.

VHS kaset kiralayıp evde film izlemek,
Sonraki zamanlarda CD - DVD kiralayıp izlemek.

Şu an herşey bir mouse tıklamasına döndü, klik oyun, klik film, klik müzik, klik dergi gazete, devasa bir içeriğin içindeyiz, tecavüz kaçınılmaz ise zevk almasını bileceksin mantığıyla hayattan keyif almaya çalışıyorum.
Logged
hades
Üye
****
Mesaj Sayısı: 390



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #74 : Haziran 22, 2025, 18:44:19 ÖS »

Bıkkınlık hissi?

Kesinlikle değil. Kiminin çocukluk, kiminin ergenlik dönemleri bu 8 bitlikler. Kendi adıma konuşacak olursam 1985'te 48K Spectrumla başlayan bu dönemim C64 ile devam etti. Commodore dergisindeki program döküm ekindeki MDE satırlarını sabırla girmek, derginin her sayfasını okumak o zamanlar için bambaşka bir dünyaydı benim için. Önce Z80 sonra 6510 makine dili öğrenmek, intro kodlamak, saatlerce uğraşmak bile ayrı bir zevkti.
Her güzel şeyin sonu olduğu gibi o günlerin de sonu geldi. Her şey zamanında yaşanınca güzel. Kısıtlı imkanlarla çok şey yapmayı öğrendi o zamanın çocukları/gençleri.
Şimdi kurulu duran bir C64 setim var. Ama en son ne zaman açtım hatırlamıyorum. Harddiskte yüzlerce C64/Spectrum dergisinin pdfleri var.Zamanında ulaşamadığımız yabancı dergiler. Halen eksiklerim var Bazen yavaş yavaş yazmaya başlayayım diyorum dergideki programları. Ama bakıyorum hiç bir şeye vakit kalmamış. Oysa hâlâ içimde o dönemlerden kalan çocukça bir istek var.

Bıkkınlık hissim yok ama eskisi gibi uğraşacak zamanım da yok.



* dergiler.jpg (220.09 KB, 1080x675 - Görüntüleme: 226 kez.)
« Son Düzenleme: Haziran 22, 2025, 18:48:20 ÖS Gönderen: hades » Logged
Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: