O zamanlar sürekli bir gelişim ve değişim vardı,önce amiga 500 ile tanıştım,sonra 286,386,486 sonra pentium serisi başladı,bilgisayar değiştirmekten yalama olduğum yıllardı.Disketlerden bişeyler yüklemeye çalışmak,helede bulmanın zor olduğu zaman öyle tatlı oluyorduki:)
Çözünürlükler, renk sayısı, bellek, HDD kapasitesi, CPU gücü, monitörler vb sürekli gelişim sürecindeydi. Şimdi bakıyorsunuz, oyun manyağı değilseniz 3-4 yıllık bilgisayarınız hala işinizi görüyor.
Ivır zıvır birçok şey de uğraştırırdı insanı. Base memory'yi arttırmak, ses kartı, modem gibi cihazları tanıtmak, jumper ayarlarıyla uğraşmak, I/O portlarını konfigüre etmek gibi boş işler.
Sürekli arşiv tutmak, tutulan arşivleri indekslemek de ayrı bir uğraştı. Bir ara CD yazıcım olmadığı bir dönemde manyaklık edip floppy'leri 2MB olarak formatlayıp arşivleme yapmaya uğraşıyordum.
Kaliteli bir mod player'a (bence DOS'taki en baba player CubicPlayer'di), kaliteli C64 emülasyonu (CCS64 pabucunu dama atana kadar C64S vardı) ve iyi bir Amiga emülasyonuna (UAE) ulaşma çabaları da dinamik bir hadiseydi.
Şimdi herşey çok kolay ve durağan, pek bir emek gerektirmiyor. Bu yüzden pek heyecan da vermiyor.