Aklımdakiler uçup gitmeden ben de yazmaya çalışayım.

Not: Kronolojik sıralı değildir, daha çok kişilerle muhabbetlerimi gruplayarak oluşturdum paragrafları.

Mışıl mışıl uyuyarak geçirdiğim bir otobüsün ardından sabahın köründe (wizofwor'un verdiği hisarüstü ipucuyla) parti mekanına vardım. Kapılar henüz açık olmadığı için kantinin bahçesindeki masalardan birinde konuşlandım. Vakit öldürmek için notebook'umu çıkararak telefondan hotspot ile foruma bağlandım. A baba bak Commodore.gen.tr lafının ardından orada bulunan genç arkadaşın babasıyla birlikte gelen Nebraska olduğunu öğrenmiş oldum. Nebraska'nın babası (adını unuttum kusura bakmasın isim hafızam gerçekten zayıf) hiç üşenmeyip oğluyla birlikte Ankara'dan gelmiş, takdir ettim gerçekten. Biraz sohbet ettik ikimiz de Delphi'ciymişiz, zamanında mesleğiyle ilgili Sektörel programlar falan yazmış. Nebraska ile de muhabbet etme şansımız oldu. Hali hazırda bir Mac kullanıcısı olarak (itiraf edeyim ben Windows'u o kadar etkin kullanamıyorum) eski Mac'lere merak sarmasını ve bu arada bizi keşfetmesiniş anlattı. Yanındaki bavulun içinde bir Mac Classic olduğunu öğrendim.
Kapıların saat 10'da açılacağı yazsa da biz bir yolunu bulup CompeC'cilerden bile önce içeriye sızdık. Son hazırlıklar için geldiklerinde bizi bulmayı beklemiyorlardı belli ki. Uzaktan gelen her zaman en önce gelir prensibiyle hemen kendimize masa kaptık. Ben tesadüfen 64A ve 64B masasının olduğu iki masayı bloke ettim. Nebraska ise Mac Classic'i daha fazla kişiyle buluşturmak adına hemen girişteki masayı kaptı.
Bu sene ilk kez katıldığım partiye elimde retro namına pek birşey olmadığı için Turbo Chameleon 64'ümü ve Çakma Arduino ile yaptığım PS2X_JAMMA dönüştürücüyü getirdim. Tezgahı kurduktan sonra henüz konnektör bağlamadığım breadboard üzerindeki PS2 dönüştürücünün kablolarını dişi-erkek dupont kablolarla TC64 docking stationdaki joystick konnektörlerine bağladım. Her ihtimale karşı hem 1 hem 2. porta kablolama yaptıktan sonra yarışmaya hazırlık olsun diye iki el Giana Sisters patlattım. TC64 CompeC ekibinden bazı arkadaşların ve Skate'in bir arkadaşının (maalesef onun da adını hatırlamıyorum kusura bakmasın) ilgisini çekti. Ben Nebraska'nın yaptığı piksel çizimlere bakarken ve Mac Classic'te Arkonoid oynarken birileri Giana Sisters oynuyordu.
Saat oldukça ilerlemesine rağmen ortalıkta kimsecikler yoktu. 13. parti olmasının da etkisiyle herkesin başına bir aksilik geldi herhalde diye düşündüm. Öğleden sonra yavaş yavaş millet gelmeye başladı. Önce _joker ile tanıştık. Gelir gelmez abi çok ortaya konuşlanmışsın bu tarafa gel diyerek bana iş çıkardı. Cihazları komple iki yan masaya taşıdım. Kemal'in arkamdaki masaya getirdiği malzemeleri çıkarmasıyla partide iki tane TC64 oldu. Parti boyunca baya bir muhabbet ettik kendisiyle. Çevreyle çabuk kaynaşmamı kendisinin sağladığını rahat rahat söyleyebilirim.
Ardından Amiga 4000 ve Amiga 1200'ü ile Gökçe geldi ve bizim arkamızdaki masalardan birine konuşlandı ve bu sayede ilk kez bir Amiga 4000'i yakından görmüş oldum. Yanında firmware atılmak üzere 2 adet Gotek getirmiş. Her ne kadar birinci Gotek'e pinleri yamuk lehimlesek de ikincide ustalaşarak her ikisine de başarıyla Cortex firmware yükledik. Amiga 1200'ünde denedik, biraz yavaş olsa da gayet iş görebilecek bir cihaz olduğuna kanaat getirdik. Testler için benim mini USB'yi kullandığımızdan evde yaptığım ayarlar bile kaydedilmişti SELECTOR.ADF'ye. Haldun abi'nin (Mathman) gelmesiyle onlar eski maceralarına devam ederek hummalı bir şekilde Amiga 4000'e sistem kurmaya başladılar. Biz de Kirkoryan'ın Gotek'e de firmware atıp üçlemeyi tamamladık. Zaten kendisi pinleri lehimlediği için kısa sürede onu da halletmiş olduk.
Bu sırada Alper abi (savagery) bizim sağ ön tarafımızdaki masaya konuşlandı. Getirdiği cihazın Falcon olduğunu anlamamla onun savagery olduğunu anlamam bir oldu. Gerçekten güleryüzlülüğüyle ve dost canlısı olmasıyla kalbimi fethetmeyi başardı. Parti boyunca da oldukça fazla muhabbet etme fırsatımız oldu. Falcon'un kulaklık çıkışındaki temassızlığı gidermek amacıyla lehimleri yenilemek için Falcon'u son vidasına kadar sökmek orunda kaldık. Kulaklık çıkışındaki problemi maalesef gideremedik ama geri toplarken bir adet vida arttırarak usta olduğumuzu kanıtlamış olduk.
Gökhan'ın (wizofwor) gelmesiyle parti iyice şenlendi. Zira yanında kocaman bartop kabiniyle gelmişti. Bu kadar gecikmesinin sebebi de buydu zaten. Parti mekanında bile detaylarla uğraşıyordu. Tam olarak bitmemiş olsa bile oldukça ilgi çekti. Sanırım herkes bir iki el de olsa oynamıştır. Yalnız oyun sorununa çözüm bulmamız gerekiyordu. Gökçe'nin 1200, harici floppy ve taze firmware atılmış Gotek imdadımıza yetişti. hemen Gotek'te bir oyun sıralamaı yaptık ve kağıt kalem olmadığı için fotoğrafını çektik. 3. slot X-Copy Pro 2.1, 4. slot Turrican III, ... Gotek'i 3. slota alarak X-Copy'i ateşledik ve harici sürücü çalışıyor mu diye kontrol etmek için diskete format attım. 4. slota geçip Turrican'ı çekelim dedik DF0'da disk yok uyarısı verdi. Reset atalım düzelir mantığına girdiğimizde X-Copy yerine bizi Kickstart ekranı karşıladı. Baya bir tırmaladıktan sonra 2. slottaki Workbench'i açtığımda sorunsuz açıldı ve tekrar 3. slota geçtiğimde jeton dank etti, disk Empty olarak gözüküyordu. Meğersem ben yanlışlıkla harici disk yerine 3. slotu yani X-Copy adf'sini kopyalamışım. Böylece zor yoldan da olsa Cortex firmware'in yazma desteği olduğunu anlamış olduk. Arada X-Copy'de çalışmayan USB fare dönüştürücü, 3. slota yerleştirdiğimiz X-Copy ile yazdığımız disklerin çalışmaması gibi aksilikler de oldu ama X-Copy Next Generation derdimize derman oldu. Seçtiğimiz oyunları çekmeyi başardık.
Özkan da getirdiği Naomi 2 ve Atomiswave ile show yaptı resmen. Oldukça ilgi çekti. Aşmış olduğunu bir kez daha kanıtladı. Naomi'yi ve aksesuarlarını bir panoda sabitlemiş. Kabloyla uğraşmamak için kablosuz dönüştürücü falan, tek kelimeyle muhteşem görünüyordu. Bir ara benim dönüştürücünün başında Arduino muhabbeti yaptık. Naomi'de sanırım ekstradan analoglar varmış, onları nasıl entegre edebileceğimiz konusunda fikir yürüttük. Bu arada Gökhan (LW3D) kamerasıyla geldi. Belli ki her teknolojiden anlayan gibi onun da eline kamerayı tutuşturmuş akrabaları, düğünden geliyordu. wizofwor ve ozkano ile röportaj falan yaptı. Ben kameralara pek alışık olmadığım için biraz nazlansam da en sonunda Turbo Chameleon'u anlattırdı bana da.
Bir ara Emir (Skate) benim Turbo Chameleon ile entegre 8 bit toolchain'im olan DevKitRetro'yu deneyerek ayaküstü border açtı, sprite'ları sinüse bağladı. Ben de ağzım açık seyrettim. Sonra Alper abi Turbo Chameleon'un Minimig Core'ında DPaintIV ile bana bir hatıra çizimi yaptı. Ben de oba abi ne güzel çizmişsin ya, ben de pikselliyorum ama benimkiler böyle olmuyor, o rengin yanına neden onu kullandın gibi klasiklerle hayranlığımı belli ettim. Minimig'i kurcaladık. WHDLoad dahil gayet tatmin edici (hatta C64 modundan bile daha iyi) olduğunu gözlemledik. Haldun abinin yardımıyla ikinci sürücü olarak SD kartın tümünü fat95 sürücüsü olarak göstermeyi başardık ve Kemal'den aldığım WHDLoad oyunlardan denemeler yaptık. sistem diski haricinde HDF imaj devri bitmiştir benim için.

Ref (Arda) ile de yüzyüze tanışma fırsatımız oldu. Aynen televizyon programındaki gibi yine güleryüzlüydü. Fazla muhabbet etme şansımız olmadı ama artık başka partilerde. Ne de olsa açılışı yaptık.
blackturk kendisi de elektroniğe meraklı olduğu ve PIC ile uğraştığı için baya bir muhabbet ettik Arduino konusunda. Joystick ile işimiz kalmadığında yanımdaki ledlerin de yardımıyla cihazın firmware'i değiştirerek yürüyen ışık (karaşimşek) devresi falan yaptık.
Bülent Çakır (onun da nickini hatırlamıyorum iyi mi) ile de güzel muhabbetlerimiz oldu. Turbo Chameleon oldukça ilgisini çekti. Sanırım en çok kurcalayan oydu. Yemeğe giderken dahi hep birlikteydik.
Gece 5:30 civarına kadar muhabbetler, sucuk ekmek, kuruyemiş, enerji içeceği, kahve falan derken bir önceki gece yolda uyuduğum 5 saatte depolayabildiğim pil bitti. Köşedeki iki sandalyeye konuşlanarak 2 saat kadar kestirdim. Sabah bizi yağmur karşıladı (commander64 olan değil gökyüzünden yağan) ve hava oldukça soğumuştu. Neyse ki yanımda kazak götürmüştüm. Nanemolla bir şahsiyet olarak kışın yapılan 7DX'lere niye katılmadığımı bir kez daha hatırlamış oldum. Yağmur altında topluca kahvaltıya gittik. Sohbet eşliğinde kahvaltılarımızı yapıp çaylarımızı yudumladıktan sonra parti mekanına geri döndük.
Millet yarışmalar hazırlanırken ben de edebildiğim milletle kadar sohbet ettim. Kemal'in bukalemun'u adam ettik. Kamelyon mu, çamelon mu derken bukalemun demeye karar verdik. Veri alışverişinde bulunarak swapper'lık geleneğini devam ettirdik. Bu arada Özkan'a getirdiğim Wii oyunlarını vermeyi unutarak boşu boşuna harici diski taşımış oldum.
Yarışma için oylamalar başladığında tek tek dinleyip/izleyerek oylarımı verdim, artık bunu da yapmadım demem. Bir yandan da eşyalarımı topladım. Oldukça iyi katılımlar olmasına rağmen sayı çok azdı. Çoğu kategoride tek aday vardı. Yine de bir önceki partinin üzerinden çok zaman geçmediği için normal karşılamak lazım. Oylamalar bittikten sonra sonuçlar açıklandı ve toplu fotoğraf çektirerek arkadaşlarla vedalaştık. Gökhan sağolsun beni Alibeyköy otogara kadar götürdü. Parti erken bittiği için belki biletimi erkene aldırırım umuduyla gittiğim otogarda yer olmadığı için mecburen kendi saatimi yani gece 1'i beklemek zorunda kaldım.
İlk partim olmasına ve pek kimseyi tanımamama rağmen oldukça güzel vakit geçirdim, güzel insanlarla tanıştım. Bahsetmeyi unuttuklarım varsa affola. Bir başka parti raporunda görüşmek üzere, hoşçakalın.
