Tarih: 1996 yazıAbimin oyunlarda öylesine tehlikeli bir hırs ve kazanma tutkusu vardır ki, yemin ediyorum çocukluğumuzda ettiğimiz kavgalarının sebebinin en azından %90’ı budur. Kendisi çocukluğum boyunca ne zaman onu bir oyunda yensem, ki bu masa oyunu, spor, video oyunu falan hiç fark etmez, kendisi daima mağlubiyetlerinin ardından kabus gibi üzerime çökmüş ve daima o yenene kadar oynama, dayak, aileyi ayağa kaldıracak kadar büyük kavgalar, vb gibi sayısız olayla sonuçlanmıştır.
İşte eskiden en büyük kavga sebeplerimizden biri de NES ya da o çakma aterilerimizdeki boktan Soccer oyunuydu arkadaşlar. Abim arada bir bu oyunu oynar, bilgisayar da ona çok kolay geldiği için de zorla beni de oynatırdı rakibi olarak. Lakin abim Soccer’ı gayet güzel oynamasına rağmen çok ciddi bir sorunu vardı. Savunma yapmaya çalışırken kalecisi ceza sahası sınırında çiçek toplar, ben de bundan faydalanarak metrelerce uzaktan boş kaleye goller atardım. Nihayetinde 6-7 kadar maç bu sayede benim üstünlüğümle son buldu ve bu abimi çileden çıkartmaya fazlasıyla yetti. Zaten bu oyunu zerre sevmeyen biri olarak ben de sıkılmaya başlamıştım. Abime döndüm ve “Sıkıldım ben içeriye gidiyorum” dedim kalkmaya yeltenerek. O ise bu cevap karşısında iyice çılgına döndü ve
“OTUR LAN ŞURAYA! BEN KAZANANA KADAR HİÇBİR YERE GİDEMEZSİN!” diye kıpkırmızı bir surat ve gayet ölümcül bir ses tonuyla beni yerime mıhladı.
Oradan kalkmaya cesaret edememiş bendeniz ise aklımca yeni bir plan geliştirmiştim (zira aramızda 7 yaş var). Abime bilerek yenilecek ve bu iğrenç oyundan derhal kurtulacaktım. Derhal bu planı yürürlüğe koydum ve bir anda Barcelona gibi bir takımdan Siirt Köy Hizmetleri’ne dönüştüm. Abim golleri takır takır saydırıyor, her golden sonra da bana el kol hareketleri çekiyor, küfürler ediyordu. Yemin ediyorum abime değil de elli bin İngiliz holigana karşı maç oynuyor gibiydim. Mağlubiyetimi tescilleyen son düdükle beraber özgürlüğüme kavuşmak için ayağa kalkmıştım ki beni gene durdurdu:
”BİLEREK YENİLME LAN! DÜZGÜN OYNAYARAK YENİLECEKSİN, YOKSA GİDEMEZSİN!”
Evet değerli arkadaşlar, bildiğiniz iki ucu boklu bir değnek, kısır bir döngünün içine hapsolmuştum. Eğer ciddi oynarsam onu yeniyor, bilerek yenilirsem de abim anlıyordu. Ve bu iğrenç oyunu iki saattir oynamaktan artık gına gelmişti. Tamamen çaresiz bir durumdaydım. Gene de tüm cesaretimi toplayarak “Bana ne ya sıkıldım ben gidiyorum içeri!” diye çıkıştım. Abimin demokratik cevabı ise gecikmedi. Yaz mevsimiydi, şortla oturuyorduk ve bunu fırsat bilerek çıplak baldırıma okkalı tokat bir yapıştırdı
“OTUR DEDİM LAN!” diye.
Baldırıma baktım. Abimin elinin kıpkırmızı bir fotokopisi artık bacağımda duruyordu, resmen elinin izi çıkmıştı. Tabi derhal müthiş bir acı bedenimi sardı ve ağlamaya başladım. Şimdiye kadar okuduklarınızdan kendisini merhametsiz bir canavar olarak algılamış olabilirsiniz ama inanın kaybettiği oyunlar haricinde son derece iyi ve merhametli bir insandır. Sadece oyun oynarken mutasyon geçirip Alien’a dönüşüyor o kadar. Tabi bacağımdaki elinin kırmızı kopyasına ve ağlamama daha fazla dayanamayan abim hızla mutfağa gitti ve bir buz poşeti getirdi bacağıma koymak için.
Ama benim de kafam atmıştı artık. Abim gayet üzgün biçimde “Al, koy şunu bacağına!” diyince zırılayarak reddettim bacağım zonklamasına rağmen. Artık sopayı da yediğime göre kaybedecek bir şeyim yoktu, yiğitliğime daha fazla bok sürdürmeyecektim. Abim tekrar tekrar “KOY ŞUNU DEDİM!” diye buzu koymaya çalıştıkça ben inatla engelliyordum. Bu süreç birkaç dakika daha devam edince gene kafası atan abim ikinci demokratik cevabını verdi ve
“KOY DEDİM ŞUNU LAAAAN!” diye haykırarak bu sefer suratıma tokadı patlattı.
Artık 10’a kadar sayılmasına bile gerek yoktu. Direkt nakavt olmuştum. Ben bacağımı korurken suratımı savunmasız bırakmış, müthiş bir taktik dehası olan abimse bu fırsatı iyi değerlendirmişti. Tabi tokadın şaklamasını ve bizim bağrışmamızı duyan annemle babam koşarak odaya gelip derhal olaya el koydular. Beni hemen oradan aldılar ve “Bir daha sakın beraber oynamayın, bir saat sen, bir saat o sırayla oynayın!” diyerek abimi yönetimden alıp, yerine kendi kurallarını koydular.
Bu olaydan sonra bir daha abime karşı oyun oynamamaya dikkat ettim. Kendisi de o yıllardan sonra kaybettiği oyunlara karşı duyduğu öfkesini CD’leri kırarak, duvarlara fırlatarak, bilgisayarı normal insan gibi tokatlayarak, kasasına tekme atarak sürdürdü. Yıllar geçtikçe elbette kat ve kat olgunlaştı, nihayetinde o da çocuk sayılabilecek bir yaştaydı ama mağlubiyeti sindiremeyen kişiliği hep baki kaldı.
Ama olsun, benim abim gene de dünyanın en iyi abisidir. Kardeşlerine çocukken terör yaşatan tüm ağabeylere selam olsun!
.png)