Şunu düzeltmek lazım, kartuş yuvası dediğimiz meret çoğu bilgisayarda aslında genişleme yuvası. Günümüz pc'lerinde genişleme kartları taktığımız yapının geçmişte ucuzlaştırılmış hali. Bu genişleme yuvaları bilgisayarlardan hiç bir zaman kalkmadı.
16 bit amiga / atari gibi bilgisayarlarda kartuşun oyun medyası olarak tercih edilmeme sebebi muhtemelen cihazların hali hazırda disket sürücü gibi medyası ucuz bir depolama ortamı ile geliyor oluşu. Firmaların yazılım / oyun satışından çok donanım satışına odaklanması ve konsol üreticilerinin yaptığının aksine üçüncü parti geliştiricileri kopya koruması konusunda yalnız bırakmaları. Bu bilgisayarlarda ana belleğin eski bilgisayarlardan çok yüksek olması da sistemin belleğini yemeyen harici kartuş çözümlerine olan ihtiyacı azaltıyor.
Oyun konsollarına bakınca kartuşun sağladığı kopyalama koruması / düşük yükleme süreleri dönem dönem rakip konsollar arasında fark yaratmış, bazı dönemlerde de maliyetinden ve düşük kapasitesinden dolayı handikap olmuş (nintendo 64 / dreamcast / playstation). Cihaz satışından çok oyun satışına önem veren Nintendo mesela broadband bu kadar yaygınken oyunları hala kartuş denebilecek medyalarda satıyor. Günümüzde kopya koruması için daha çok ilgili konsolun donanım ve işletim sisteminin bir arada kriptografi bilimi ile sağladığı imkanlardan faydalanılıyor. Son konsolu Switch için Wii ve Wii U'da optik medya kullandıktan sonra tekrar kartuş bazlı medyaya döndü mesela Nintendo.
Şurada Nintendo 64'ün diğer konsollarla rekabeti anlatılırken optik medya ile kartuş tabanlı medya arasındaki fark iyice anlatılmış.
http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTmludGVuZG9fNjQOyun konsollarında hala kullanılmasından hareketle tekrar bilgisayarlara dönecek olursak 16 bit bilgisayarlarda tercih edilmeme sebebini zamanın markalarının platformları için lisans satma gibi bir lükslerinin olamamasına da bağlayabiliriz. O zamanın bilgisayarları/işletim sistemleri ister istemez her tür geliştiriciye komple açık sistemlerdi. Konsolların daha o zamanlardan başlattığı platformunu lisanslama olayını misal Apple'ın geliştirici lisansı satabilmesi ile benzeştirebiliriz.
Commodore elini yeterince güçlü hissetseydi pekala Amiga için geliştiricilerden lisans ücreti isteyebilir, standart bir Amiga'nın değil özel bir geliştirme ortamının satışını zorunlu tutabilirdi. Tabii bunları yaptıktan sonra sisteme kopya koruması da eklemek durumunda kalacaktı. Bunları yapıp pekala oyunlar için kartuş tabanlı bir sistemi de zorunlu hale getirebilirdi.
Böyle bir yola girilmemesinin sebebi de bilgisayarların sadece bir oyun aracı olmaktan çok oyun dahil genel kullanımının ön planda tutulmuş olması. Sonra sonra duruma uyanan Commodore'un çıkardığı C64GS ve Amiga CDTV'nin başarısız olmasında da konsol üreticilerinin stratejilerine adapte olamayan bir vizyonsuzluk söz konusu.
Tarihin tozlu sayfalarında görece olarak daha başarılı olan C64 değil de Atari olsaydı belki de kartuş oyunları 16 bit bilgisayarlarda da görebilirdik. Zira Atari Commodore'dan çok önce kurumsallaşmış ve kendi içinde arcade / bilgisayar / konsol ayrımını yapabilmiş bir firmaydı.
Geçmişte olduğu gibi bugün de aslında konsollar ve bilgisayarlar amaç olarak birbirlerinden yeterince ayrışmış durumda ve bugün kartuşu sadece oyun konsolları için telaffuz ediyoruz.
"Belki de sorulması gereken 8-bit bilgisayarlar için niye kartuşla oyun üretildi?" olmalıydı
