Bir çok alışkanlığın, bilinenin değiştiği bir yüzyılda yaşıyoruz. Başarı ölçütleri de, başarı sanılanlara gidilen yolda değişti. Sosyal medyada çok garip yeri geldiğinde ahlaksızlık yaparak, milyonlarca takipçiye, milyonlarca takipçiyle de başarı olarak adledilen bir konuma erişebiliyor insanlar. Başarılı dediklerimiz arka planda, sahte başarılar önlerde reklam ediliyor. Bu nedenle haklısın...başarı ölçüsünü ve hedefi doğru tanımlamak gerek.
Benim başarılı saydıklarım siyasi parti torpiliyle bir yere gelmiş ya da kamu/belediye kaynaklarına çöreklenip, mal/mülk ya da imkanlarla elde edilen sahte başarılar değil. Bunlar en değersiz, sıradan bile olamayan insanlar. Barış Manço'nun deyimiyle altın yere düşse değerin kaybeder mi? tenekeyi parlatsan çeyrek altın eder mi? misali. Kısa süre parlatılmış, emek olmadan, çalışma, sebat olmadan sahte bir başarının sahipleri.
Başarılı sıradan diyeceğimiz bir öğretmen olabilir. Ahlaklı, çevresine ve öğrencilerine karşı sevgi/saygı dolu ve bırak binlerceyi 5-10 tane iyi insanın yetişmesine vesile olmuş, buna karşın, modern zamanların başarı göstergelerinin hiç birine sahip olmayan biri olabilir. Aziz Sancar gibi işiyle ilgilenen, yıllarını bir konuya vakf etmiş insanlar en başarılarımız. Köyün boş arazisine, yıllarca fidan dikip orayı orman yapan amca... Çevresindekilere ilham olup, yardımlaşmayı önemseyen, çoğaltan sıradan bir birey... Hatta çiftliğinde sağlıklı gıda, ürün yetiştirmeye çalışan köylü ya da atıklardan, kullanışlı ürünler tasarlayan bir genç...
Önemli olan bir işte sebat edip, hiç bir zaman kişiliğinden ve tutumundan taviz vermemek bir yerde. Neye kafa yorduğunda çok önemli değil. Süreç insana bir çok deneyim ve sahip olduğu zenginliğin farkına varmasını sağlayacaktır.
21. yüzyıla biraz hızlı ve tersten girdik... Biraz kafa karışıklığı var. Belki de biraz hızlı değişim sersemliği... Ama insanoğlu elinde sonunda, deneye yanıla, doğruyu ve asıl değerli olanı anlayacaktır diye düşünüyorum.
Haklı kaybeden, bir gün hakkına ulaşır...
Koleksiyon özeline gelirsek...Ciddi ve güzel bir koleksiyonum var (hamd olsun). Bir gün Türkiye'nin en iyi koleksiyonlarından denilmesi beni zerre ilgilendirmeyecek. Madalya taksalar

hoşuma gider muhakkak ama önemli olan gerçekten o süreçte kazanılanlar oldu benim için. Çok iyi dostlar edindim. Çok iyi arkadaşlarım var. Hatta birlikte çalıştığım, ortak olduğum insanlar bu hobi sayesinde tanıştım. En güvendiğim insanları tanıdım. Dışarıdan bakan biri için yani nedir ki x adet bilgisayar/konsol...Bugün xxx para bastırsan yarın kapında denilebilir (ki öyle). Ama o koleksiyon ondan fazlası... Bazısını alabilmek için geceleri uyumadım, ebay'da bekledim. Bazıları için hiç tanımadığım insanlardan destek aldım. Bazıları benim hayatıma o makinalarla dokundu. Ben bazılarının hayatına başka cihazlarla dokundum. Bazen hiç cihaz söz konusu olmadı. Benim profesyonel deneyimimden, başkaları faydalandı, bazen ben onların profesyonel deneyimlerinden... Eminim konu edilen koleksiyonla ilgili ilginç anılar, yaşanmışlıklar vardır. Duke Nukum'u bile bizlerin bu vesileyle öğrendiği, bir şeyler kattığımız bir ortamda o koleksiyon sahibi neler öğrenmiş, neler yaşamıştır...Heycanlı olan, güzel olan da biraz bu tarafı...