Disketi takıp, o çıt sesi ve ardından kafanın okurken çıkardığı sesi duymak,
XCopy ile disk kopyalarken, başında bekleyip en sonundaki uyarı sesini duymak,
Bir odaya doluşup, arkadaşlarla oyun oynamak,
Bu sayede gerçek çoklu oyuncu zevkini yaşamak,
Sensible'da "eheheh meheheh" şeklinde şebekçe gülüp, arkadaşlarına gol atmak,
Gol atarken joystiğin yayıyla beraber sinirlerin kopması,
Anne ya da babanın yemeğe çağırması, dinlemeyip gitmemek ve akabinde işitilen azarlar,
Deluxe Paint ile bir şeyler çizmeye heves edip sonunda, sağı solu karalamak,
Workbench'te "Say" uygulaması ile Amiga'yı konuşturup, arkadaşlara küfür ettirmek,
Noise Tracker ile müzik yapmayı denemek, sonrada zormuş deyip mod dinlemek,
Soğuk kış günlerinde adaptöre ayağı koyup, sıcak tuğla yerine kullanmak,
Forum niyetine kullanılan, oyun çekme dükkanlarında saatlerce oyalanmak "Abi Superfrog diye bir oyun çıkmış gördün mü?"
Ctrl+A+A kombinasyonu ile reset atarken kimi zaman havalara girmek,
Guru verdiğinde kimi zaman sinirlenmek, ama dert değil "press left mouse button to continue"
Say say bitmez, ama bence en önemlisi, bir çoğumuz çoluk çocuğa karışmış, vücudundaki nerdeyse tüm kılları ağarmış(!), dışardan dinozor gözüyle bakılan insanlar olsakta; kaç yıl olmuş, hala çocuklar gibi Amiga'nın başına geçtiğimizde bu duyguları yaşıyorsak, Amiga ölmemiştir. Bu sadece Amiga için değil, tüm retro ürünler için geçerlidir.
Bir şeyin ölmesi için unutulması lazım. Bu cihazları mühendisler geliştirmiş olabilir, ama onları hala ısrarla yaşatanlar bizler, yani kullanıcılardır.
NOT: Manowar hastası bir tek benim sanıyordum. Bak keyfim yerine geldi. Hail!
