Konuyu gaz ve toz bulutundan başlayarak anlatayım

Bildiğiniz üzere tüplü televizyonlar bir elektron tabancasından çıkan ışınların tüpün ön yüzündeki fosfor kaplı maddeye çarpmasıyla görünen ışık saçması temeline göre çalışır.
Elektron tabancası TV tüpünü satır satır (soldan sağa) ve satır sonunda aynen bir daktilo gibi satır başına gelerek tarar. Bu ışın fosfora çarptığında fosfor "bir süre" ışıldar. Bu işi yeterince hızlı yaparsanız insan gözünü aldatarak bir resim görmemiz sağlanır. saniyede 60 defa (Avrupada 50 defa) farklı resim gösterdiğimizde de hareketli resim (motion pciture) yanılsaması oluşur.
Şimdi, analog video sinyali ile çalışan TV'de görüntü satırlardan oluşur. Pixelleri veya bilgisayar dünyasından bildiğiniz çözünürlüğü şimdilik bir kenara bırakın. Avrupada benimsenmiş TV yayın standardında (PAL) 576 görünen satır vardır. Amerika ve Japonya gibi ülkelerde benimsenmiş TV yayın standardında (NTSC) 480 görünen satır vardır. Composite TV analog video sinyaline TV'ye satırbaşı yaptıran bir sinyal (H-Sync - yatay tarama) ve de elektron tabancasını ekranın sol üst köşesine göndererek yeni bir kare'yi çizmeye başlamasını sağlayan bir başka sinyal (V-Sync - dikey tarama) eşlik eder.
480 satırlık "görünen" görüntüyü (aslında 525 satır var, bir kısım satır görünmüyor buna vertical balnking denir - bu konuyu bir kenara bırakalım şimdilik) saniyede 60 defa iletebilmek için saniyede 525 x 60 = 31,500 defa salınan bir sinyal iletmek gerekir (H-Sync). Bir sinyalin saniyede yaptığı salınımı ifade etmek için Hz (Hertz) birimini kullanırız. Saniyede 31,500 defa salınan bir sinyal 31.5Khz'lik bir sinyal demektir. Yani H-Sync hızı 31.5Khz. PAL sisteminde ise yatay tarama hızı (625 * 50 = 31,250) 31,25 Khz.
Buraya kadar OK ise devam edeyim. Eğer TV'miz bu hızdaki bir yayını gösterebilseydi burada bu konuyu tartışmıyor olurduk. Neden mi?
1940'larda icat edilip 1950'lerde standartları oluşturulmaya başlanan NTSC/PAL composite analog video TV yayın standardı her ne kadar 480 görünen satır üzerine kurulmuş olsa da mevcut teknoloji bu yayının bant genişliğini ekonomik olarak iletecek ekipmana sahip değildi. Bunun için zamanın mühendisler 480 satırlık görüntü karesini (frame) sadece tek ve çift satırlardan oluşan 2 ayrı alana (field) bölmüş. Bu sayede, madem 480 satırı bir anda gönderecek yayın bant genişliğimiz yok, bari bu yarım kareleri sırayla gönderelim demişler. Buna da "interlace" video denir. NTSC/PAL/SECAM TV standardı interlaced video üzerine kuruludur ve 480i ve 576i olarak ifade edilir.
Bu şekilde artık saniyede 60 kare TAM ekran görüntüsü göndermek yerine 60 tane yarım ekran görüntüsü (field) gönderince yatay tarama hızımız ne olur? NTSC için 262,5 X 60 = 15,750 Yani şu meşhur 15 KHZ !!!
Peki buraya kadar da anlaştıysak PC'deki durum nedir?
PC'mizin ekran kartının ve bilgisayar grafik teknolojisinin yayın bant genişliği gibi endişeleri hiçbir zaman olmadı. Bu yüzden CGA, EGA, QVGA, VGA v.s. standartları hep "progressive" yani ardışık tarama tekniği ile çalışır. Yani "interlace" diye bir şey yok PC ortamında. Dolayısıyla, örneğin, 640 x 480 ekran çözünürlüğü VGA standardını temsil eder. Bu 480p@60 diye de bilinir. Yatay tarama frekansı da;
480 görünen satır + 44 görünmeyen satır = 524 satır x saniyede 60 kare = 31,440 Hz => ~32,5 Khz
TV'miz bu yatay tarama hızını gösteremez (Hele 800 x 600 hiç!!!)
Bu sebeple PC'Mizin ekran kartına daha az satırlı birşeyler göndermesini bir şekilde söylememiz gerekir.
Bunu da Soft15Khz gibi bir yazılımla veya ArcadeVGA gibi bir kartla yapabiliyoruz.
Soft15Khz yazılımı ile basitçe ekran kartının sürücüsünde gizli olan düşük çözünürlüklü modları açıyoruz. Bunu açmakla kalmayıp, Quickres ile bu modlardan birini (örn 640x480i => dikkat edin intelaced) seçip PC'Yi öyle bağlıyoruz TV'ye.
YANLIZ DİKKAT!!! Bu seçtiğimiz modu da PC'Nin monitörü yakalayamaz. Yani quickres ile seçtiğiniz mod'un çalışıp çalışmadığını PC'Nin monitörümde değil TV'de denemeniz gerekli.
Ohh be yoruldum yazmaktan...